Ülkü Tamer’in kitaplarına girmemiş şiirleri, Karakum Yayınevi tarafından Türk edebiyatına kazandırıldı. Lucia adıyla raflarda yerini alan bu eser Ülkü Tamer’in şiir her zaman yeniden başlar dizelerinin somutlaşmış bir hali.
Okuyucu Lucia ile Tamer’in 1950’li yıllardan 1970’lere değin poetik yönelimlerini bir bir görmüş olacak.
Tamer’in dizelerini okuyanlar bu sefer daha da büyük bir hazla büyük bir şairin, şiirleri üzerine nasıl “kafa yorduğuna” ve bir karınca gibi nasıl “çalıştığına” şahit olacaklar.
Ülkü Tamer’in dizelerine daha da vakıf olabilmek için okurun şairin define haritasını elinden bırakmaması gerekiyor.
Lucia kitabı da Ülkü Tamer’i daha iyi anlayabilmek adına keşfedilen yeni bir harita olma hususiyetine sahip.
Mustafa Duman’ın “Türk Halk Anlatmalarında Olumsuz Tipler” kitabı Karakum Yayınevinden çıktı.
Türklere ait mit, destan ve halk hikâyelerindeki kötü karakterleri daha yakından tanımak ister misiniz? Karakum Yayınevi, Türklerin kötülüğü algılama biçimini ortaya koyan yayınlarına Dr. Mustafa Duman’ın Türk Halk Anlatmalarında Olumsuz Tipler –Mit, Destan, Halk Hikâyesi- kitabıyla devam ediyor. Türk dünyası halk anlatmalarındaki olumsuz karakterlerin mercek altına alındığı bu çalışma, kötülüğün temsilcisi konumundaki karakterlerin tipolojisini ortaya koyuyor. Takip edilen yöntem, özgün inceleme modeli ve olumsuz karakterlerin ilk kez bütüncül olarak ele alınması kitabı şimdiye kadar yapılan çalışmalardan ayırıyor. Eser; yaratılış mitlerinden yok oluş anlatmalarına, destanlardan aşk hikâyelerine Türk halk anlatmalarındaki kötüleri ilgili okurlarla buluşturmak için raflardaki yerini alıyor. Editörlüğünü Ömer Ünal'ın üstlendiği, Haydar Barış Aybakır'ın yayına hazırladığı bu değerli çalışma, halk bilim alanında çalışma yapan akademisyen ve öğrenciler başta olmak üzere Türk masal, mit, efsane ve destan dünyasına ilgisi olan herkese fantastik bir dünyanın kapılarını aralıyor.
Kitabı incelemek ve temin etmek için:
https://www.karakumkitap.com/urun/turk-halk-anlatmalarinda-olumsuz-tipler-mit-destan-halk-hikayesi/
Kitabı incelemek ve temin etmek için:
https://www.karakumkitap.com/urun/turk-halk-anlatmalarinda-olumsuz-tipler-mit-destan-halk-hikayesi/
Edebiyatımızın ilk bilim kurgu romanlarından biri: Mösyö Elektrik
20. yüzyılın henüz başında yazılmış, belki de edebiyatımızın ilk bilim kurgu romanlarından biriyle tanışmaya hazır olun. Karakum Yayınevi Türk Klasikleri Serisi, edebiyatın bilim dallarıyla olan dolaylı ilişkisinin aslında bu bilim dallarının ortaya koyduğu ürünlerin yapı taşı olduğunu kanıtlayan bir eserle karşınıza çıkıyor: “Mösyö Elektrik”. Ünlü Coğrafyacı Faik Sabri Duran’ın müstearı Ahmet Faik imzasını taşıyan bu eser, elektrik teknolojisinin henüz hayatımızda yer edinemediği bir dönemde elektrikli ev aletlerini, arabaları ve trenleri hayatımıza sokuyor. Romanın başkahramanları Mösyö Elektrik ve Alaaddin Bey’in macerası yüzyıl önceki teknoloji algısını da başarılı bir şekilde yansıtıyor. Eser yazıldığı dönemde sansürlense de 117 yıl sonra Dr. Tayfun Haykır’ın editörlüğünde Hasan Bahadur’un Latin harflerine ve günümüz Türkçesine aktarımıyla raflardaki yerini alarak okuyucusuyla buluşacağı zamanı bekliyor.
Yeşim Taşı Efsanesi: Türk Mitolojisini Merkeze Alan Fantastik Roman Raflarda
Ömer Ünal tarafından kaleme alınan, editörlüğünü Seçkin Sarpkaya’nın üstlendiği ve Haydar Barış Aybakır’ın yayına hazırladığı “Yeşim Taşı Efsanesi” serisinin ilk kitabı “Karanlık Dünya’ya Yolculuk” raflardaki yerini aldı. Okuyan herkesi gizemli bir yolculuğa çıkartan kitap, semboller üzerinden gerekli sosyal iletileri de okuyucusuna oldukça sürükleyici bir dille aktarmayı başarıyor.
Karakum Söyleşileri 5 - “Çatışma alanlarındaki tecrübelerin gelecek nesillere aktarılması önemlidir.” Yusuf Özer
Söyleşen:
Birce Yazıcı
Çalışmanın
temel amacı, bilime, topluma ve askeri/sivil karar vericilere katkı sağlamaktı.
Bu kapsamda kitabımda yaşanmışlıkları dile getirmeye çalıştım. Doğruları ve
yanlışları objektif bir gözle inceleyip aktarmayı hedefledim. Örneğin;
Afganlıların düğünlerinde havaya ateş etmelerinin çatışma şeklinde algılanması
nedeniyle, düğünlerinin uluslararası askeri güçler tarafından kan gölüne
çevrilmesini önemli bir sorun olarak gördüm. Bu tür dramların tekrar
yaşanmaması adına “Kültürel İstihbarat”ın çatışma alanlarında dikkate
alınmasını yüksek bir tonda seslendirmeye çalıştım.
Karakum Söyleşileri 4 - “Bulgar komitacıların Balkan Savaşları’nda yaptıkları vahşeti herkes bilmeli!” İsmail Pehlivan
Söyleşen: Birce Yazıcı
Bulgar komitacılarının Balkan Savaşları’nda yaptıkları vahşetleri
herkes bilmeli. Nasıl vahşice büyüklerimizin katledildiğini bütün Türk dünyası
öğrenmeli. Bu sebeple bu bölümü daha bir itinayla oluşturdum. Şunları da
eklemeliyim ki; uygulanan vahşeti insanların görüp de intikam hırsıyla
dolmasını istemem. Biz sadece bize yapılan mezalimi bilelim; bu
farkındalığımızı akılcı ve çağdaş yaklaşımla geliştirelim.
Karakum Söyleşileri 3 - “Sosyal olmaya çalışırken yalnız kalmış, her yerde olmaya çalışırken hiçbir yerde olamamış durumdayız.” İsmail Biçer
Söyleşen:
Birce Yazıcı
“Hayatımızı
kolaylaştırmak amacıyla kullanımımıza sunuldukları halde yaşamlarımızı ele
geçirmeye başlayan teknolojilerden başımızı kaldırıp gökyüzüne bakmayı
hatırlatmak istiyorum.”
- Kısaca
kendinizden ve kitabınızdan bahseder misiniz?
1983 Eskişehir doğumluyum. Bütün öğrenim hayatımı
Eskişehir’de geçirdim, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Elektrik-Elektronik
Mühendisliği bölümünden 2007 yılında mezun oldum. Evliyim, bir oğlum var.
Yazmaya 2006 yılında başladıysam da ilk kitabım Düş
Cambazı 2016 yılında çıktı. İkinci kitabım Dost A.Ş. ise 2018 yılında Karakum
Yayınevi sayesinde okurlarla buluştu. Dost A.Ş., müşterilerine ‘en iyi dost
tecrübesi’ sunan bir şirketin ve şirketin sahibi Murat isimli gencin başından
geçenleri anlatıyor.
1989 Bulgaristan Türklerinin Göç Hikayeleri

Karakum Söyleşileri 2 – “İnsan için en büyük anlam kaynağı çocuklukta yatıyor.” Yağız Gönüler
Söyleşen:
Birce Yazıcı
“İdeal
denen şeyin sürekli değiştiğine inanıyorum naçizane. Çünkü insan yaşadıkça ve
öğrendikçe hem nasıl daha güzel yaşayabileceğini düşünüyor hem de ne kadar
eksik olduğunu kavrıyor.”
- Kısaca kendinizden ve kitabınızdan bahseder
misiniz?
Oldukça karlı bir kasım gününde İstanbul’da doğmuşum.
Doğdum doğalı da başka bir şehirde yaşamadım. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi
farklı semtlerde okumama rağmen, doğduğum semt Kocamustafapaşa bende en çok
etkiyi bırakan yerdir. Yaş aldıkça, oranın eski iklimine hasret duyuyorum.
İhtiyarların söz sahibi olduğu, yol gösterdiği, gençlerin bu kadar tembel ve
bezgin olmadığı zamanları… Özellikle yirmili yaşlarımdan sonra neyle daha fazla
ilgilendiysem, bunda çok sevdiğim Fatih’in yeri var. Tarihi de tasavvufu da
edebiyatı da orada sevdim çünkü. Sonra yanına müziği ve mimariyi de ekledim. Bu
da insanın ömür sürdüğü hayatı daha anlamlı kılmasına vesile oluyor. Derken bir
gün, insan için en büyük anlam kaynağının çocuklukta yattığını düşündüm. Bu
alanda epey fazla kitap okudum, insanlarla konuştum. Neticede ortaya “Unuttun
Ama Çocuktun” çıktı.
Karakum Söyleşileri 1 – “Türk olmak beraberinde büyük bir sorumluluk da getiriyor.” Gülbahar Kurtuluş
Söyleşen:
Birce Yazıcı
“Yaşanan
bu göçün ardından otuz yıl geçti fakat yaşananlar, ilk günkü gibi zihinlerde
tazeliğini korumaktadır. Yakın tarihimizde yaşanan bu acı olayın unutulmaması
ve bahsi geçen zaman aralığında neler yaşandığını gözler önüne sermek en önemli
amaçlarımdan biriydi.”
- Kısaca
kendinizden ve kitabınızdan bahseder misiniz?
Elbette. 1989 yılının Haziran ayında Bulgaristan’ın
Hasköy (Haskova) şehrinden İzmir’e göç etmiş Bulgaristan göçmeni bir ailenin
ferdi olarak Temmuz 1989’da İzmir’de doğdum. 2017 yılında Ege Üniversitesi Türk
Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Tarihi Anabilim Dalında Prof. Dr. Turan
Gökçe’nin danışmanlığında "1989
Bulgaristan Göçü: Bornova Örneğinde Sözlü Tarih Çalışması" adlı yüksek
lisans tezimi tamamladım. Yüksek lisans eğitiminin ardından aynı bölümde
doktora çalışmalarına başladım. 2018-2019 yılları arasında Bulgaristan’ın Sofya
kentinde bulunan Yeni Bulgaristan Üniversitesi (New Bulgarian University) Siyasi
Bilimler Bölümünde Doç. Dr. Mihail Ivanov danışmanlığında akademik çalışmalarımı
sürdürdüm. Hâlâ Ege Üniversitesi Türk
Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nadim Macit danışmanlığında
doktora çalışmalarımı Bulgaristan’da ve İzmir’de sürdürmekteyim.
2017’de kaleme aldığım yüksek lisans tezimi, 2019 yılında “Bulgaristan Türklerinin Göç Hikâyeleri:
Bir Sözlü Tarih Denemesi” adıyla kitaplaştırdık.
Turuncu Hüzünler - İsmet Emre
Günlük hayatta karşılaştığımız ve
karşılaşacağımız birçok meseleyi farklı bir dille masaya yatıran yazar
ilişkilerin doruk noktasında kriz yaşanılması doğaldır derken aslında yazdığı
metinin çarpıcılığından bahsediyor. Evet eserde tam bir meseleyi çözüp rahata
erecekken bambaşka bir meselenin ağırlığıyla yakalıyor yazar yakamızdan.
Aştan bahsediyor, yıldızdan,
kederden, sevgiden, gurbetten, vuslattan, öfkeden, sükûnetten, ölümden,
türküden, melankolik sancılardan..
İki yıldızın astronomik hayatı,
birbirinde kaybolmuş iki aşığın haline benzetilir eserde. Zira bir yıldız diğer
yıldıza baka baka varlığını unutur ve onun gökyüzü olur. Kendi yok olur, aşk
doğar.
Barbar Kentler Dost Şehirler - Semih Akşeker
Barbar Kentler Dost Şehirler
kitabı; Karakum Yayınevi etiketiyle raflardaki yerini aldı. Çalışmada,
kentlerin geçmişine doğru iz sürüyoruz. Önce köyleri, sonra mezraları ve
nihayetinde mağaralara ulaşıyoruz. Peki ya öncesinde neler vardı sorusunu da
sormadan edemiyoruz.
İşte tam da bu noktada, Barbar
Kentler Dost Şehirler kitabı ile karanlık kentlerin dehlizlerinde bir yandan
sermaye kurbanlarının çığlıklarına şahit olmaya bir yandan da mağaradan
öncesini arayamaya doğru bir yolculuğa çıkıyoruz.
Semih Akşener imzasını taşıyan
kitap, kulaklarımıza ilk olarak şunu fısıldıyor: “Hiç bir kent bakir doğmadı.
Uygarlıkların göbekleri kanla göz yaşı ile kesildi.”
Anadolu'nun Kronikleri Raflardaki Yerini Aldı
ANADOLU’NUN
KRONİKLERİ
Epik ve Menkıbevi
Destan Dünyasına Giriş
M. Olgay Söyler
M. Olgay Söyler'in kaleme aldığı
Anadolu'nun Kronikleri kitabı, Kasım 2019'da raflardaki yerini aldı. Karakum
Yayınevi etiketiyle yayımlanan kitapta, Türklerin eski inanç sistemlerinin
günümüze yansımalarını ve şaman-evliya motifi arasındaki devamlılığın izlerini
görebiliyoruz.
Anadolu'yu mayalayan evliyaların
yaşam öykülerini, onların bu topraklara ektikleri hayat tohumlarını okurken
geçmiş ile günümüz arasında kısa bir yolculuğa çıkıyoruz. Anadolu'nun epik ve
menkıbevi dünyasını şekillendiren inanmalar, fikirler hangileriydi? Şamanlar
ile ozanlar arasındaki kopmaz bağlar nelerdir? Kitap, işte bunlara benzer
nitelikteki soruların cevaplarını içerisinde barındırıyor. Ayrıca okurlarına Sarı
Saltık Gazi, Battal Gazi ve Danişmend Gazi'nin hayatlarına dair daha önce
hiçbir yerde yazılmamış bilgiler sunuyor.
Kutlu Altay Kocaova'nın kaleminden Bozkırın Savaşçısı
28.09.2019 i’tibâriyle yayınlanan ilk romanım olan Bozkırın Savaşçısı’nın üçüncü baskısı, Karakum Yayınları tarafından yayınlandı. Şimdi bakıyorum da, Kasım 2009’da yazmaya başlamışım. Yâni on yıl evvel… Bir buçuk yılda da bitirmişim.
Bozkırın Savaşçısı, Türklerin kendi
aralarında dökülen kanı anlatan bir eser. Ama bunun birlikte, oradan oraya
savrulan, hayâtına bir amaç katmak isteyenlerin ve bunu yapmaya çalışırken de,
mücâdele edenlerin hikâyesi.
Eser, ilk olarak 2015 yılında Güneş
Yayınları (adı sonradan Aygan olarak değişti) tarafından yayınlandı. Yâni
romanı yazdıktan sonra 3,5 yıl beklemek zorunda kaldım. İlk kez yayınlanana
kadar birçok yayınevi, yayınlamak için teklif gönderdi. Bu sürede bu
yayınevlerinin iç yüzünü de görme fırsatı elde ettim. Yâni bu romanın ilk
yayınlanışı üzerinden 4,5 yıl; yazımının tamamlanması üzerinden yaklaşık sekiz
yıl, yazmaya başlamamın üzerinden ise yaklaşık on yıl geçmiş. Hikâyeyi
oluşturmanın üzerinden ise en aşağı on beş yıl. İlk ne zaman kurgulamaya
başladığımı ise ben bile hatırlamıyorum.
Bozkırın Savaşçısı, Bir Yalnız Savaşçının Dilinden... - Kutlu Altay Kocaova
“İşte, yine savaş. Yine Türk, Türk’ü kıracak. Yine
Türk kanı akacak. Çinliler, Araplar, Sartlar bizi kurt gibi kemirmek isterken,
neden biz sürekli birbirimizle didişiyoruz?
Neden bir iktîdâr uğruna, kardeş kanı akıtıyoruz?
Önce Kağan’a isyân, sonra Kırgızlara saldırı ve Arslan Bey’in ölümü, Hazarlarla
savaş ve şimdi de Oğuzlar…
Bu insanlarla berâber savaşmış olmak, ne yazık!
Bunlar için Türk kanı akıttım. O öldürdüğüm Hazar askerleri için ancak şimdi
üzülüyorum. Ama ne yapabilirdim? Yapacak bir şeyim yoktu ki. Tek başıma
direnemezdim. Ama şimdi buradayım. Oğuzlarla berâberim ve savaşacağım. Kendi
kanıma karşı son kez savaşacağım.
Eğer bu savaştan da ölmeden çıkarsam, kılıcımı,
okumu ve mızrağımı, Türklere karşı hiçbir savaşta kullanmayacağım.”
Kitabımızı incelemek ve temin etmek için:
“Gölgesi Beyaz” Üzerine Bir Değini - Hamza Eren Sarıçam
Sıradan insanların olağan hikâyelerini şiirsel dili ile harmanlayarak önümüze sunuyor Ercan Kaygas Gölgesi Beyaz isimli kitabında. Dört bölüm ve her bölümde üçer hikâye olmak üzere toplam on iki hikâyeden oluşan kitapta doğrudan bir tema üzerine hikâye kitabı ya da hikâyeler arası ortak bir paydadan dolayı oluşan bölümlerden söz etmek ancak çok genel veya çok özel olarak bakıldığında görülebilir.
Hikâyelerinde evde kalmış bir kızdan bir hurdacıya bir işçiden anneye neredeyse herkesin kendi hayatında karşılaşabileceği kesitleri veya tipleri tıpkı her hikâye ve bölüm başında bulunan farklı şair ve yazarların mısraları gibi ahenkli ve şiirsel olarak ele almış.
Yazarın mısraları seçiminde tıpkı kendi hikâyelerinin adeta başka hikâyecilerden izler barındırması gibi farklı olması da dikkat çekici bir husus. Bir hikâyede Sait Faik okurken öbüründe Füruzan’dan izler görmek mümkün. Bu farklı hikâyeciler etkisi sadece tema, konu veya işleyiş bakımından da değil üstelik. Nerdeyse hepsinin bir kombininden ortaya çıkan özgün ama bir o kadar da örnek alınmış hikâyelerden dolayı böyle gözükmektedir.
1989 Bulgaristan Türklerinin Göç Hikâyeleri - Gülbeyaz Kurtuluş
“Ben göç esnasında oradaydım 6 yaşındaydım. Bir kaçışma ve
uzun bir bekleyiş hatırlıyorum sınırda çok bekledik sanırım. (7 güne yakın
bekledik) Sınırdayken yiyecek sıkıntısı çektik, rahmetli dedem Raim Kurtuluş’un
bir yerlerden gidip ekmek bulup getirmesini unutamam. Türkiye’ye gelmek,
yerleşmek zordu bizim için. İlk geldiğimizde ‘Ses yapmayın, gürültü yapmayın!
Sizi geri gönderirler’ diye korkutuyorlardı bizi. İlk geldiğimde çok yadırgadım. Mahalledeki
arkadaşlarımdan ayrılmak çok zor geldi. Çok da olayların farkında değildim.
Tabi ki özlediğimiz şeyler vardı. En çok orada bıraktığım biz giderken gözünden
yaşlar akan köpeğim Şarik’i unutamam. Orada yaşanan olayları ben çok
hatırlamıyorum. Dedem ve amcam isim değişikliklerini anlattıklarında
üzülüyorduk. Büyüklerimizin yaşadığı o büyük haksızlığı, hakareti, hapis
yatanları ve ölenleri duyduğumuzda üzülüyorduk. Ben de az buçuk hatırlıyorum
mahallede gece sokağa çıkma yasakları vardı, polisleri, asker tanklarını,
baskılar hafızamdan silinmeyen şeyler.”
Kitabımızı incelemek ve temin etmek için:
Gölgesi Beyaz - Ercan Kaygas
Küçük kedi ayakları ya da küçük kedilerin ayakları geçiyor
üzerimden. Üzerime basıp basıp geçiyorlar. Yumuşacık bir his yayılıyor
bedenime. Elimi uzatıp sevesim geliyor onların tüylü sırtlarını, omuzlarını,
küçük ayaklarını. Bu narin varlıkları sevmeye yeltenen eller, güzel eller
olmalı diyorum kendime. Senin ellerin de güzel. Hem ne de güzel seversin sen.
Fakat uzanamıyorum. Ellerimi bulamıyorum hiçbir yerde. Kulağımda arabamın
tekerinin gıcırtıları yok. Nerede arabam. Onun soğuk demirini avuçlarımda duyumsamayınca
kaybolmuş hissediyorum kendimi. Bir lavanta kokusu duyuyorum. Uzak bir koku bu,
hafif hafif yayılıyor burnuma. Lavanta. Hafif bir müzik sesi sonra, alıyor,
gezdiriyor beni bilmediğim bir sokakta. Beyaz bir gölgeyi takip ediyorum,
bembeyaz bir gölgeyi. (Gölgenin
beyazı da mı olurmuş. Aman Yarabbi!)
Kitabımızı incelemek ve temin etmek için:
Din ve Terör - Dr. Muhammed Naim Naimi
Günümüzde terörün sıcak bir şekilde cereyan ettiği
coğrafyalar genel anlamda, İslam’ın hâkim olduğu Ortadoğu ve Orta-Güney Asya
bölgeleri olarak ön plana çıkmaktadır. Ağırlıklı olarak bu bölgelerde varlığını
sürdüren terör örgütleri, destekçileri olan emperyalist güçlerin belirlediği
amaçlar uğruna İslam dinini istismar etmeye devam etmektedirler. Bunun
sonucunda özellikle Batı kamuoyunda, İslam ile terörün yan yana kullanılması,
bilinçli, planlı ve programlı olarak idame ettirilmeye başlamıştır. Hâlbuki İslam dini başta olmak üzere hiçbir
ilahi dinin, terör dâhil her türlü haksızlık, zulüm, baskı, şiddet vb.
durumlara izin vermediği aşikârdır. Dolayıyla Taliban Hareketi ve benzeri dini
motifli terör örgütlerinin, yaptıkları ve izledikleri terör menşeli politikayla
İslam’a zarar verdikleri görülmektedir. Taliban gibi dini, kendine özgü bir
anlayışla kitlelere dikte eden illegal örgütlenmelerin, din ve dini değerlerle
uzaktan yakından alakaları olmadığı gibi din adına yürüttükleri eylemleri ve
söylemleri de hamilerinin menfaatleri ve direktifleri ile sürdürülmektedir.
Rahmani Dualar: Kur’an-ı Kerim’de Dua Kavramı ve Dua Ayetleri - Ahmet Arın
Duaya
varlıkların değil Allah’ın ne anlam yüklediği önemlidir. Dua bir güçtür ama
doğru dua bilinci kazanılmazsa, dua rahmet yerine külfet olur.
Zira her
türlü aracıyı reddetmek, hatalardan dönüp af dileme (tevbe ve istiğfar), istek
ve niyaz makamının sadece Yüce Allah olduğunu bilmek ve zikri daima O’na has
kılmaktır dua.
Dua; Allah’ı
her an anmadır, O’nu hiç unutmamadır, verdiği her nimete hamd ve şükürdür, her
türlü tehlikeye karşı gerçek sığınağa başvurudur ve en güçlü yardım makamına
halini arz etmektir. Dua ibadettir, ibadetler de dua.
Allah’ın,
kullarına, kendisiyle iletişimde bulunması için ikram olarak verdiği sonsuz bir
özgürlüktür dua.
Fiili
duadan/eylemden söze geçiştir, fiilini sözüne şahit tutmaktır dua.
Her müminin,
yüce Allah’ın ilahi vahyi olan Kur’an’ı, mehcur/ terkedilmiş bırakmayıp muska
ve cevşen türü sahtelikleri taşımak yerine, Kur’an’ı anlayıp hayata taşımasıdır
dua.
En güzelin
adıyla, O’na hitapla başlar, söze giriştir, esma-i hüsnadır dua. Hamd ve
şükürle başlayan, hamd ve şükürle biten, her şeyi vereni görmezden gelmeyip,
O’na teşekkürdür dua.
“Dua ve
yönelişiniz O'na olan inancınız için değilse, Rabbim size niçin değer
versin?" İlahi hitabına bir yöneliş ve “Duadayım Rabbim!” diyerek Yüce
Allah’a bir cevaptır dua.
Kitabımızı incelemek ve temin etmek için:
https://www.kitapyurdu.com/kitap/rahmani-dualar-ampkurani-kerimde-dua-kavrami-ve-dua-ayetleri/504150.html&publisher_id=8933
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


















