hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
hikaye etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

“Gölgesi Beyaz” Üzerine Bir Değini - Hamza Eren Sarıçam

Sıradan insanların olağan hikâyelerini şiirsel dili ile harmanlayarak önümüze sunuyor Ercan Kaygas Gölgesi Beyaz isimli kitabında. Dört bölüm ve her bölümde üçer hikâye olmak üzere toplam on iki hikâyeden oluşan kitapta doğrudan bir tema üzerine hikâye kitabı ya da hikâyeler arası ortak bir paydadan dolayı oluşan bölümlerden söz etmek ancak çok genel veya çok özel olarak bakıldığında görülebilir.
Hikâyelerinde evde kalmış bir kızdan bir hurdacıya bir işçiden anneye neredeyse herkesin kendi hayatında karşılaşabileceği kesitleri veya tipleri tıpkı her hikâye ve bölüm başında bulunan farklı şair ve yazarların mısraları gibi ahenkli ve şiirsel olarak ele almış.
Yazarın mısraları seçiminde tıpkı kendi hikâyelerinin adeta başka hikâyecilerden izler barındırması gibi farklı olması da dikkat çekici bir husus. Bir hikâyede Sait Faik okurken öbüründe Füruzan’dan izler görmek mümkün. Bu farklı hikâyeciler etkisi sadece tema, konu veya işleyiş bakımından da değil üstelik. Nerdeyse hepsinin bir kombininden ortaya çıkan özgün ama bir o kadar da örnek alınmış hikâyelerden dolayı böyle gözükmektedir.

Gölgesi Beyaz - Ercan Kaygas


Küçük kedi ayakları ya da küçük kedilerin ayakları geçiyor üzerimden. Üzerime basıp basıp geçiyorlar. Yumuşacık bir his yayılıyor bedenime. Elimi uzatıp sevesim geliyor onların tüylü sırtlarını, omuzlarını, küçük ayaklarını. Bu narin varlıkları sevmeye yeltenen eller, güzel eller olmalı diyorum kendime. Senin ellerin de güzel. Hem ne de güzel seversin sen. Fakat uzanamıyorum. Ellerimi bulamıyorum hiçbir yerde. Kulağımda arabamın tekerinin gıcırtıları yok. Nerede arabam. Onun soğuk demirini avuçlarımda duyumsamayınca kaybolmuş hissediyorum kendimi. Bir lavanta kokusu duyuyorum. Uzak bir koku bu, hafif hafif yayılıyor burnuma. Lavanta. Hafif bir müzik sesi sonra, alıyor, gezdiriyor beni bilmediğim bir sokakta. Beyaz bir gölgeyi takip ediyorum, bembeyaz bir gölgeyi. (Gölgenin beyazı da mı olurmuş. Aman Yarabbi!)

Kitabımızı incelemek ve temin etmek için:

Dijital Yazılar - İsmet Emre


“Yeni bir çağ başlıyor dostlarım; camın, naylonun, kartonun çağı… Çürümeyenin ama olmayanın da…

“Dijital Çağ” diyoruz adına. Her yerde, her şeyin, her an hazır olduğu ama asla heves edilmediği.

Yanına kendi edebiyat türünü alarak hem de: Dijital yazıları…”
İsmet Emre

Kitabımızı incelemek ve temin etmek için:

Peri Soylu – Tugay Özdemir


Revan Perisoylu kahvehaneye girdiğinde herkesi görebileceği bir yer aradı. Buldu da. Gidip çay ocağının dibindeki masaya oturdu. Gururlu, daha çok kibirli bir şekilde “Bir çay.”, dedi. Çayı geldikten sonra bir yudum aldı. Gırtlağını temizledi. “Ben”, dedi seslice. Başlar ona doğru dönünce “Şu güvercinlerle aynı soydan geliyorum.” Kahvehanede kimileri kıkırdamaya başlamıştı kimileri yüzünü ekşitti kimileri de şaşkınlıkla konuşmanın devamını bekliyorlardı. “Durun.”, dedi Perisoylu “Hemen öyle gülüp, sinirlenip, şaşırmayın. Anlaşılan siz efsaneyi hiç duymadınız.” “Hangi efsane?” dedi kahvehane sahibi “Burada günde bin efsane anlatılır.” 

Monty'nin Kripto Sayısı - İsmail Biçer


Eminim, elindeki koyuna karşılık gümüş bir sikke teklif edildiğini gören Lidyalı çoban şöyle demiştir: “Bunun bir karşılığı yok. Bana herkesin kabul ettiği bir ticaret eşyası ile gel.”


Aşağı yukarı aynı cümleyi, iki bin yıl kadar önce Denarius sikkesi ile tanışan bir Arap’tan da duyabilirdiniz. Bir benzerini sekiz yüz yıl önce ilk kâğıt parayla karşılaşan Çinli kabzımaldan, ya da 2002’de sattığı bir mala karşılık Mark yerine Euro ödemesiyle karşılaşan Alman esnafın da benzer tepki vermesi beklenirdi.