Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Deneme etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Turuncu Hüzünler - İsmet Emre



Günlük hayatta karşılaştığımız ve karşılaşacağımız birçok meseleyi farklı bir dille masaya yatıran yazar ilişkilerin doruk noktasında kriz yaşanılması doğaldır derken aslında yazdığı metinin çarpıcılığından bahsediyor. Evet eserde tam bir meseleyi çözüp rahata erecekken bambaşka bir meselenin ağırlığıyla yakalıyor yazar yakamızdan.

Aştan bahsediyor, yıldızdan, kederden, sevgiden, gurbetten, vuslattan, öfkeden, sükûnetten, ölümden, türküden, melankolik sancılardan..

İki yıldızın astronomik hayatı, birbirinde kaybolmuş iki aşığın haline benzetilir eserde. Zira bir yıldız diğer yıldıza baka baka varlığını unutur ve onun gökyüzü olur. Kendi yok olur, aşk doğar.

Ötekiler Günü - Mahmut Erdemir


Günümüz insanının karşılaştığı, yaşadığı sorunlara farklı bakış açılarından değerlendiren ve bunu yaparken sanki kendi kendine konuşuyormuş gibi samimi ve içten bir dil kullanan  yazar, ilk sayfadan itibaren sizi düşünsel bir yolculuğa çıkarıyor.

Eser, ‘İlk Karşılaşmalar Ülkesi’, ‘Vaktin Ayak İzleri’, ‘Hayal Melal’, ‘Teori Değil Tefekkür’ ve ‘Bir İnzivayı Haklı Çıkarma Çabası’ başlıkları altında beş bölümden oluşuyor.

Kitabın tanıtım yazısında ise şu ifadelere yer veriliyor:

“Tekin Şener,  kitabında insanın düğümlerini kelimelerle çözmeye çalışıyor. Evvela hikâyenin başından, yani çocukluktan başlıyor ve zamanları, mekanları, fotoğrafları, hayalleri yan yana koyarak insanı insana yakınlaştırmanın yollarını arıyor. Türkçenin tüm lezzetini ve zarafetini metinlerine taşıyor. Her okuyana birer ümit olabilmesi niyetiyle harfleri tane tane diziyor, öbek öbek cümleler seriyor…”

Doğrusu sıkılmadan okuduğum kitaptan bazı bölümleri sizlerle paylaşmak istiyorum;

 “Her çocuk, başta ailesi olmak üzere yakın ve uzak çevresinden aldığı sevgiyi, nefreti, mutluluğu ve acıyı kendi varlığında büyüterek geleceğe taşır. Onlara bugün verdiğimiz iyilikler, güzellikler yarın bize katlanarak dönecektir; tıpkı kötülükler ve yoksunluklar gibi…” sh. 13.

“Birbirimize hiç benzemediğimiz hâlde, çok benziyormuş gibi yaşıyoruz.” sh. 37.

“Nimetleri ve külfetleri bol olan ciddî bir iştir bu ülkede yaşamak; onu sahiplenmek, sakini ve hamisi olmak…” sh. 50.

“İnsanın değeri, anlık onaylarla değil geniş zamandaki kabullerle tespit edilir.” Sh. 99.

“Sözünü söyledikten sonra ve önce onu hayatıyla sınamış adamın sözüne itibar et.” Sh103.

Ötekiler Günü: Dil Bahçesinde Cümle Tarhları / Karakum Yayınları/1. Baskı/149 sayfa

Mahmut Erdemir

*Bu yazı daha öncesinde http://www.tyb.org.tr sitesinde yayınlanmıştır. 

Defterimdeki Şehirler - Tarık Deniz

KALPLE ADIMLANAN ŞEHİRLER…


Şehirler, mahalleler, caddeler, sokaklar ve evler… Her biri içinde sayısız hikâyeyi dokuyan, acıları onaran, huzuru paylaşan ve bir olmayı sağlayan damarları barındırır. Bu damarlar insanın hem maddi hem de manevi havasını zaman zaman değiştirir. Etrafa bakışını, sesleri duyuşunu, yürüyüşünü ve düşüncelerini değiştirir. Bir şehre uzaktan bakmakla yakından bakmak arasındaki fark, yazararak giderilir. Yazma süreci, şehrin dehlizlerine daldıkça derinleşir. Bu derinlikten benzersiz cümleler ortaya çıkar. Kelimeler bazen bir seyyahın bazen de bir şairin yaşam ahengini hissettirir.

Unuttun Ama Çocuktun - Yağız Gönüler

Çocuğu anlamak, insanı anlamaktır.
Çocuğu düşünmek, insanı düşünmektir.
Çocuğu konuşmak, insanı konuşmaktır.

Geleceğe dair hayal kurarken çocuklardan ve çocukluktan bahsetmiyorsak, o gelecekten umut bekleyemeyiz. İçinde çocuğun ve çocukluğun olmadığı bir gelecek hayali, umutsuz ve ruhsuz bir geleceği işaret eder. Çocuklarımızı böyle bir geleceğe teslim edemeyiz. Onlara dair sorular sorarak işe başlamalıyız. Eğer doğru çözümler arıyorsak en önce doğru soruları sorabilme yeteneği kazanmalıyız. Eleştirmeyi, derinlemesine düşünmeyi asla terk etmemeliyiz. Bu çağda sorulacak doğru soruların hepsinde olduğu gibi aranacak cevaplar arasında da çocuklar ve çocukluk muhakkak yer almalıdır.

Ötekiler Günü - Tekin Şener


"Hayatımızın seyir defterini hafıza tutar, onu temize çeken unutuştur.
İnsan unuttuklarının gölgesinde yaşar."
“Biz zamana tasarruf ettiğimizi düşünürken, zaman bizi sarf ediyor.”

Modern insanın en büyük problemi varlıkladır. Kaosun, şiddetin, nefretin arasında iyiliği, güzelliği ve estetiği ararken bocalar. Çoğu zaman sorduğu sorulara bir cevap bulamaz ve geri çekilir. Oysa her geri çekilme insanın zaman karşısındaki acizliğini kuvvetlendirir, bu da insanı kaybedenler safına yerleştirir. İnsanın varlık problemini kazanabilmesi, hiç değilse bu problemle baş edebilmesi için soru sorması gerekir. Ben kimim? Öteki kim? Var olmak nedir? Yokluk neyi anlatır? Zaman sadece akıp giden şey midir? Hâlimden mi memnun olmalıyım yoksa mevcudiyetimden mi?..