Karakum Söyleşileri 4 - “Bulgar komitacıların Balkan Savaşları’nda yaptıkları vahşeti herkes bilmeli!” İsmail Pehlivan

Söyleşen: Birce Yazıcı

Bulgar komitacılarının Balkan Savaşları’nda yaptıkları vahşetleri herkes bilmeli. Nasıl vahşice büyüklerimizin katledildiğini bütün Türk dünyası öğrenmeli. Bu sebeple bu bölümü daha bir itinayla oluşturdum. Şunları da eklemeliyim ki; uygulanan vahşeti insanların görüp de intikam hırsıyla dolmasını istemem. Biz sadece bize yapılan mezalimi bilelim; bu farkındalığımızı akılcı ve çağdaş yaklaşımla geliştirelim.

Karakum Söyleşileri 3 - “Sosyal olmaya çalışırken yalnız kalmış, her yerde olmaya çalışırken hiçbir yerde olamamış durumdayız.” İsmail Biçer


Söyleşen: Birce Yazıcı

“Hayatımızı kolaylaştırmak amacıyla kullanımımıza sunuldukları halde yaşamlarımızı ele geçirmeye başlayan teknolojilerden başımızı kaldırıp gökyüzüne bakmayı hatırlatmak istiyorum.”

- Kısaca kendinizden ve kitabınızdan bahseder misiniz?

1983 Eskişehir doğumluyum. Bütün öğrenim hayatımı Eskişehir’de geçirdim, Eskişehir Osmangazi Üniversitesi Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünden 2007 yılında mezun oldum. Evliyim, bir oğlum var.

Yazmaya 2006 yılında başladıysam da ilk kitabım Düş Cambazı 2016 yılında çıktı. İkinci kitabım Dost A.Ş. ise 2018 yılında Karakum Yayınevi sayesinde okurlarla buluştu. Dost A.Ş., müşterilerine ‘en iyi dost tecrübesi’ sunan bir şirketin ve şirketin sahibi Murat isimli gencin başından geçenleri anlatıyor.

1989 Bulgaristan Türklerinin Göç Hikayeleri


Göç, tarih boyunca insanlığın kaderine yazılmış kaçınılmaz bir olgudur. Coğrafya kader olduğu kadar göç de yazgısı kolay değiştirilemeyen hayatiyetin devamlılığı için zorunlu bir seçenek olmuştur. Bazı kavimler zorunluluğun kapıya geldiği zamanlarda tehdit unsurlarına göçle cevap verirken, Türkler gibi bazı milletler için de yer değiştirme geçmişten günümüze bir yaşam biçimi halini almıştır. Hatta Türkler için atlı ve göçebe gibi hareketi simgeleyen sıfatlar sık sık kullanılmıştır. Fakat günümüze gelindiğinde uzun yıllar toprakla aralarında emsalsiz bir bağ oluşturan Türkler, yaşadıkları yere kendi damgalarını vurmuş, vatan belledikleri mekânı içselleştirmiş, farklı coğrafyaları ise gurbet olarak yaftalamıştır. Artık Türklük için vatan toprağı can damarı haline gelmiştir. Bu yüzden yaşanılan toprak parçasından zorunlu kopuş Türk milleti için sadece basit bir göç değil, hayat veren bir unsurun kaybı denginde bir etki yapmıştır.

Karakum Söyleşileri 2 – “İnsan için en büyük anlam kaynağı çocuklukta yatıyor.” Yağız Gönüler



Söyleşen: Birce Yazıcı

“İdeal denen şeyin sürekli değiştiğine inanıyorum naçizane. Çünkü insan yaşadıkça ve öğrendikçe hem nasıl daha güzel yaşayabileceğini düşünüyor hem de ne kadar eksik olduğunu kavrıyor.”

-  Kısaca kendinizden ve kitabınızdan bahseder misiniz?


Oldukça karlı bir kasım gününde İstanbul’da doğmuşum. Doğdum doğalı da başka bir şehirde yaşamadım. İlkokulu, ortaokulu ve liseyi farklı semtlerde okumama rağmen, doğduğum semt Kocamustafapaşa bende en çok etkiyi bırakan yerdir. Yaş aldıkça, oranın eski iklimine hasret duyuyorum. İhtiyarların söz sahibi olduğu, yol gösterdiği, gençlerin bu kadar tembel ve bezgin olmadığı zamanları… Özellikle yirmili yaşlarımdan sonra neyle daha fazla ilgilendiysem, bunda çok sevdiğim Fatih’in yeri var. Tarihi de tasavvufu da edebiyatı da orada sevdim çünkü. Sonra yanına müziği ve mimariyi de ekledim. Bu da insanın ömür sürdüğü hayatı daha anlamlı kılmasına vesile oluyor. Derken bir gün, insan için en büyük anlam kaynağının çocuklukta yattığını düşündüm. Bu alanda epey fazla kitap okudum, insanlarla konuştum. Neticede ortaya “Unuttun Ama Çocuktun” çıktı.

Karakum Söyleşileri 1 – “Türk olmak beraberinde büyük bir sorumluluk da getiriyor.” Gülbahar Kurtuluş



Söyleşen: Birce Yazıcı

“Yaşanan bu göçün ardından otuz yıl geçti fakat yaşananlar, ilk günkü gibi zihinlerde tazeliğini korumaktadır. Yakın tarihimizde yaşanan bu acı olayın unutulmaması ve bahsi geçen zaman aralığında neler yaşandığını gözler önüne sermek en önemli amaçlarımdan biriydi.”


- Kısaca kendinizden ve kitabınızdan bahseder misiniz?


Elbette. 1989 yılının Haziran ayında Bulgaristan’ın Hasköy (Haskova) şehrinden İzmir’e göç etmiş Bulgaristan göçmeni bir ailenin ferdi olarak Temmuz 1989’da İzmir’de doğdum. 2017 yılında Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Türk Tarihi Anabilim Dalında Prof. Dr. Turan Gökçe’nin danışmanlığında  "1989 Bulgaristan Göçü: Bornova Örneğinde Sözlü Tarih Çalışması" adlı yüksek lisans tezimi tamamladım. Yüksek lisans eğitiminin ardından aynı bölümde doktora çalışmalarına başladım. 2018-2019 yılları arasında Bulgaristan’ın Sofya kentinde bulunan Yeni Bulgaristan Üniversitesi (New Bulgarian University) Siyasi Bilimler Bölümünde Doç. Dr. Mihail Ivanov danışmanlığında akademik çalışmalarımı sürdürdüm.  Hâlâ Ege Üniversitesi Türk Dünyası Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Nadim Macit danışmanlığında doktora çalışmalarımı Bulgaristan’da ve İzmir’de sürdürmekteyim.


2017’de kaleme aldığım yüksek lisans tezimi,  2019 yılında “Bulgaristan Türklerinin Göç Hikâyeleri: Bir Sözlü Tarih Denemesi” adıyla kitaplaştırdık.