Türkiye’de şehirlerimizin ruhu her geçen gün kaybolmaktadır. Mahalle
kültürünün, yeşilin, tarihi dokunun, parkların; betonlaşma karşısında sürekli
mağlup olması bilinen bir vakıadır. Bu sürecin geleceğimizi ipotek altına alma
anlamına geldiğini hepimiz biliyoruz. Zaman zaman bazılarımız bu duruma
hüzünleniyor, üzülüyor ancak mevcut gidişatı değiştirme ve dönüştürme
noktasında bir avuç dertlimiz dışında çırpınan, kafa yoran ve çözüm üreten
maalesef kimse yoktur.[*] Bu minvalde dertlilerimizden birisi de Yağız
Gönüler’dir.
