Sanırım hepimizin çocukluğunda
olağanüstü canlılar önemli yer tutuyor. Cinler, periler, cadılar ve vampirler…
Kimi zaman büyükler bizi korkutmak için, kimi zaman ise biz başkalarını
korkutmak için kullandık bu efsaneleri. Artık vampirler, cadılar ya da bu tür
şeyleri edebiyat yoluyla ya da sinema ile hayatımıza sokuyoruz. Yine de bu
kavramlar, özellikle de vampir, biraz eğreti duruyor. Sanki bizden değilmiş
gibi. Afilli bir yabancı isme sahip vampir çok olağan gelirken, Hilmi adında
bir vampir sanki parodi gibi duruyor. Hilmi’den vampir olmaz, olsa olsa cin
olur ya da öyle bir şey gibi geliyor. Konu vampirler olduğunda sadece ismin
yabancı olması yetmiyor, geçtiği coğrafyanın da yabancı olması gerekiyor.
Mesela bizim vampir Hilmi, Edirne’nin dar sokaklarında gece vakti evine dönen
bir gruba musallat olsa… Olamıyor, olmuyor. Zaten vampir musallat olmazmış gibi
geliyor. Peki mevzu vampir olduğunda ne olmalı, nasıl olmalı ya da neler
olmamalı?
